Güney Kore üzerinden kendimizi okumak…

Güney Kore üzerinden kendimizi okumak…

Onlar neyi, nasıl yapıyor da giderek zenginleşiyor? Biz nerede hata yapıyor ve yerimizde sayıyoruz? 25 Haziran 1950… Kuzey Kore, Sovyetler Birliği ve Çin’in desteğiyle Güney Kore’yi işgal ediyor… Bunun üzerine… Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kuzey Kore’ye askerî müdahale kararı alıyor. Bu çağrıya olumlu cevap veren Türkiye, TBMM’nin 30 Haziran 1950 tarihli oturumunda Güney Kore’ye asker gönderme kararı çıkartıyor ve Genelkurmay Başkanlığı’nca 1 tugay ile...

“Otomobil uçar gider…”

“Otomobil uçar gider…”

Tesla’nın geçen yıl yaptığı patent başvurusundaki bilgiler son derece şaşırtıcı… Başvuru, üretecekleri elektrikli araçların menzilini 1.6 milyon km’ye çıkartmayı öngörüyor. Otomobil teknolojisinde nasıl bir dünya ile karşı karşıya olduğumuzu anlatmak için bundan daha somut bir veri bulamayız herhalde. Güftesi Vecdi Bingöl’e… Bestesi Münir Nurettin Selçuk’a ait… Mahur şarkı… “Otomobil uçar giderÖmrüm gibi geçer giderBen tâlihin peşindeyimTâlih benden kaçar giderYâr yâr güzel yolcu güle güle...

“Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın / Eteklerinde kitaplar” (*)

“Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın / Eteklerinde kitaplar” (*)

Ilgaz, suya da sabuna da dokunarak, bu insan eliyle kirletilmiş tarihsel dönemde, nasıl “temiz insan” olunabileceğinin / kalınabileceğinin örneklerini verdi tüm yazdıklarıyla... Söze sığdıramayacağınız… Her ne diyecek olursanız olun aradığınız ifadeyi bulamamanın huzursuzluğuyla sözcüklerin boğazınıza/kaleminize düğümlendiği... Anlatmaya çalıştığınızda, hep eksik bir yan bıraktığınız kuşkusuyla içinizin birbirini yediği insanlar vardır... Anıtlaşmışlardır... Yaptıkları, yazdıklarıyla... Söyledikleri, söylemedikleriyle... Yaşadıklarıyla! Rıfat Ilgaz böyle bir yazarımızdır. ••• Son şiirinde:  “Elim...

Türkülerin hâlâ sürüyor…

Türkülerin hâlâ sürüyor…

Siyami Özel hayata bakışını: “Ah kardeşcağızım kötü değil bu dünya  Lakin yaşamasını bilmeli  Kendince değil başkalarınca  Biraz kardeşlik, biraz sevgi ...  Ondan sonra ölmeli ...” dizeleriyle “özet”lerken, çağının sorunlarının yükünü taşıyabildiğini göstermiş bir sahiciliğin de saygın örneklerinden biri olmuştur. Bir başka zamanlardı… Yazının hüküm sürdüğü… Şiirin… Öykünün… Romanın… Sanatın baş tacı edildiği zamanlardı yani… ●●● Bir başka zamanlardı… Sözün hüküm sürdüğü… Sözcüklerin… Bu şehrin...

Geçmişin ışığıyla geleceğimizi aydınlatmak…

Geçmişin ışığıyla geleceğimizi aydınlatmak…

Niteliksiz bir eğitimle yarınlarımıza umutla bakamayız... Eğitim sistemimiz bu haliyle, tarihî rekorlara koşan "genç işsizliği"ni daha da "azdırmaktan" başka bir işe yaramıyor. Geleceği düşünürken, doğru bir bakış açısıyla geçmişe kulak vermek yararlı olabilir bazen! Bi dinleyelim mi… Yer: Osmanlı Meclis-i Mebusanı… Tarih: 14 Temmuz 1914. Kürsüde Kastamonu Milletvekili İsmail Mahir Efendi konuşuyor: “Parayı kazanmak için fen ve bilim adamı yetiştirmek gerektir. Para da kafayla kazanılır. Ziraat, ticaret, sanat,...

Bize düşünmeyi öğretti…

Bize düşünmeyi öğretti…

Ünsal Oskay’sız, boynumuz bükük geçen 10 koca yıl... Hayatımızın her alanında her daim uçuşup duran “açıklamayan açıklamalar”a itibar etmemeyi... İster yazı, ister söz formatına bürünmüş olsunlar “sayıklamalar”ın tutsağı olmamayı onunla başardık. Zaman nasıl da akıyor... Hocam Ünsal Oskay’ı kaybedeli 10 yıl olmuş! Boynumuz bükük geçen 10 koca yıl... Öğrencisi olabilmek zaten başlı başına bir “zenginlik”ti... Dostluğu da öyle... Daha da değerlisi okuru olabilmekti. Düşündükleri......

Öğrenilmiş çaresizlik…

Öğrenilmiş çaresizlik…

“Ne yaparsak yapalım sonuçta hiçbir şey fark etmiyor.” “Yapamayacağım.” “Hangi işim(iz) düzgün gitti ki bu gitsin!” şeklinde özetleyebileceğimiz düşünceler, bilim dünyasının her zaman ilgisini çekmiş… Arada sırada “memleket kara suları”ndan biraz uzaklaşıp “kafa dinlemeli” insan… “Yelken”leri bambaşka ufuklara doğru şişirmeli… “Mavinin dinginliği”ni çekmeli içine… Var mısınız, bugün öyle yapalım. Haydi o zaman… Demir alma vaktidir… Vira Bismillah… ●●● Fillerin nasıl eğitildiğini merak ettiniz mi hiç? Filler, o kocaman...

Büyük fotoğraf!

Büyük fotoğraf!

Demek ki, “kalpsiz dünya” dedikleri şey buymuş... Bugün yazmayayım. Okuyayım! Tek ricam… Gelin siz de öyle yapın… Hep beraber okuyalım… Pür dikkat… Anlaya anlaya… Kavraya kavraya… ••• Önce başlık: “Oxfam: Koronavirüs dünya çapındaki ekonomik eşitsizliği büyüttü.” Ardından spot: “İngiliz insani yardım kuruluşu Oxfam’ın geçtiğimiz günlerde yayınlanan raporunda, en zenginlerin pandemide daha da güçlendiği vurgulanarak, Covid-19 sonrasında yoksul ülkelerin toparlanmasının 10 yılı bulacağı ifade ediliyor.” Bu girizgâhtan sonra…...

Page 2 of 13 1 2 3 13

Kategoriler